ATLI TRAMVAY İSTANBUL' DA

1872 yılının 3 Eylül' ünde Tophane Meydanında kalabalık bir topluluk ve İstanbul' un ileri gelen kişilerinin de bulunduğu bu kalabalık o güne kadar İstanbul' da hiç görmedikleri bir taşıtın etrafını almışlardı. Bu İstanbul tarihinde yeni bir çığır açacak olan "Atlı Tramvay" dı.

Azapkapı - Ortaköy hattının açılış töreni ile İstanbul' da hizmete başlayan bu atlı tramvaylar sayesinde artık İstanbul' lunun ayağı yerden çağdaşça kesiliyor, o güne kadar zengin harcı olan taht-ı revanlara, küheylanların çektiği tenteli arabalara, kupalara, faytona binemeyen orta halli ya da yoksul halk nisbeten ucuz bir taşıta kavuşuyordu.

Devrinin en üstün toplu kara nakil aracı olan atlı tramvaylar, İngiltere' de madenlerde kömür taşıma işleminde kullanılan bir nakil aracından örnek alınarak keşfedilmiş, yer üstünde ise ilk kez 1832 yılında New York şehrinde çalışmaya başlamıştı. Bu tramvayı daha sonra 1854 yılında Paris, 1860 yılında Londra ve 1868 yılında Viyana ve Sofya' da kurulan atlı tramvay şirketleri izlemişti.

Böylece atlı tramvay bulunuşundan 40, Avrupa' da çalışmaya başlamasından da 18 yıl sonra Osmanlı' da ilk kez İstanbul' da görülüyordu ki, bu da o zamanlar için hiç de fazla bir gecikme sayılamayacağı gibi, gelişmiş ülkeler seviyesinin yakalanmasında da bir başarıydı.

İLK ÇALIŞMALAR

Şirket ilk olarak ucuz nakil vasıtalarına en çok ihtiyacın olduğu iş ve ikamet hacminin en yoğun olduğu bölgelere hat döşemeye karar vermiştir. Yapılan uzun araştırmalar sonucu atlı tramvayın ilk öncelikle işlemesi gereken bölgeler belirlenerek, ilk planda dört hattın açılması uygun görülmüştür.

1) Azapkapısı - Galata - Tophane - Kabataş - Beşiktaş - Ortaköy hattı.
2) Eminönü - Bab-ı Ali - Soğukçeşme - Divanyolu - Beyazıt - Aksaray hattı.
3) Aksaray - Samatya - Yedikule hattı.
4) Aksaray - Topkapı hattı.

Böylece Dersaadet Tramvay Şirketi 1870 senesinin ilk aylarından itibaren İstanbul' da çalışmaya başlamış ve bu 4 hattın güzergahında raylar döşenmiştir. İstanbul' da sokak ve caddelerin arnavut kaldırımı ile döşeli olması, daha çalışmaların başladığı ilk anda karşılarına büyük bir sorun çıkartmış, bu tarz döşeli yollar, rayların muntazam bir şekilde döşenmesine imkan vermemiştir. Bu engeli ortadan kaldırmak için hatların döşeneceği tüm diğer güzergahlardaki cadde ve sokaklar baştan başa kazılmış ve demir raylarla birlikte 4 köşe muntazam yontulmuş granit parke taşlarıyla döşenmiştir.

1869 yılının Ağustosunda imzalanan sözleşmenin üzerinden 3 yıl geçmiş, bu sürede yolların yapımı, rayların döşenmesi, ana durakların belirlenmesi, araçların ithali gibi tüm hazırlıklar tamamlanmıştır. Artık geriye sayım başlamış, İstanbul halkının büyük bir merak ve özlemle beklediği atlı tramvaylarına kavuşabilmesi için geriye çok az bir süre kalmıştır.

İŞLETME

Kuruluş döneminde ilk atlı tramvaylar, İstanbul yakasında ve Pera yakasında olmak üzere her iki yakada çalışıyordu. Hatların başlangıç ve bitiş merkezleri köprünün iki ucundaki Eminönü ve Karaköy mururiye gişelerinin az yakınındaki bölgeydi. İşte bu merkezlerin haricinde durak diye bir şey de yoktu, yolcular güzergah üzerindeki her yerden tramvaylara binebiliyor ve yine arzu ettikleri her yerde inebiliyorlardı.

Böylece tramvaylar, müşterilerinin isteğine bağlı olarak durup kalkıyor, ve bu da ona hızından çok şey kaybettiriyordu. Bu şekilde 15 - 20 dakikada gidilecek yerlere 1 saatte gidildiğini gören şirket yöneticileri, bir süre sonra belli başlı yerlere duraklar koyarak yolcuların ehl-i keyf davranışlarına son veriyorlardı.

Atlı tramvayın ilk işlemeye başladığı yıllarda şirketin, hizmet verdiği toplam atlı tramvay sayısı, 14 adeti yazlık türü dediğimiz açık tramvay olmak kaydıyla toplam 45 adetti, bunların içinden bir bölümü de sırf kadın yolcuların taşınması için ayrılmıştı. Atlı tramvay da kullanılan araçlar ile ilgili detaylı bilgilere bu link aracılığı ile ulaşabilirsiniz.

Atlı tramvayın sürücü, biletçi ve vardacı olmak üzere 3 personeli vardı. Atlı tramvay sürücülerine "ispir" adı verilmekte idi, bu kişiler iyi kamçı kullanmak ve atlardan anlamak zorunda olduklarından tanınmış ve tecrübeli arabacılar arasından seçilirlerdi. Atlı tramvayın en ilgi çeken personeli ise ellerinde "nefir" denen borazanı ile tramvayın önünden "varda, varda..." diye bağırıp koşarak, atlı tramvaya yol açmaya çalışan "vardacı" lardı. Özel üniformaları, notasız borazanları, güçlü bacakları ve gür sesleri ile uzun yıllar hizmet veren vardacılar 1900 yılına yaklaşırken tasarruf amacı ile kaldırılmışlardır.

Bu dönemde atlı tramvaylarda kullanılan ve adetleri 400 civarında olan atlar Macaristan ve Avusturya' dan getirilmişlerdi. Tramvaylara koşulan at sayısı, çalıştırıldıkları hattın düz yahut yokuşlu olmasına göre 1 ila 4 olarak değişir, ancak şehrin bazı yerlerinde yokuş başlarında kurulmuş olan küçük ahırlardan takviye yapılırdı. Örneğin şimdiki Bankalar caddesinden Şişhane ye çıkmak için Bankalar caddesinin başında ve Altıncı Dairenin (Beyoğlu Belediyesi) az ilerisinde bu at istasyonları mevcuttu. Bu ahırlarda görev yapan seyisler tramvay yokuşun başına gelince tek veya çift atını alarak tramvaya koşar, sürücünün yanına oturur, düzlüğe çıktıktan sonra da sürücünün yanından kalkarak vagona eklediği kamer tayları alarak tekrar yokuşun alt başındaki istasyona geri dönerdi.

 


ATLI TRAMVAYDAN ELEKTRİKLİ TRAMVAYA GEÇİŞ

1912 yılında başlayan ve Balkanları kana boğan Balkan Harbi, İstanbul' un bir yıldan uzun bir süre tramvaysız kalmasına yol açmıştı. Zira Harbiye Nezareti elindeki at ihtiyacının yeterli gelmemesi üzerine, Dersaadet Tramvay Şirketi' ne başvurarak, orduda kullanılmak üzere atlara talip olduğunu bildirmiş, verilen olumlu cevap üzerine de 30 bin altın karşılığında şirketin tramvaylarında kullanılan tüm atları satın almıştı.

Dünya savaşı arifesinde İstanbul' daki atlı tramvay yokluğunun yarattığı bu büyük sıkıntı ile birlikte Amerika' da ve Avrupa' da çoktan çalışmaya başlamış olan elektrikli tramvayın, İstanbul içinde artık kaçınılmaz olduğu fikri iyice yaygınlaşmıştı.

Elektrikli tramvayların İstanbul' da çalışmaya başlaması Elektrik fabrikalarının kurulması ve hatların elektriklendirilmesi 1914 Ocak' ını bulacak ve böylece başkent; İmparatorluk toprakları içinde atlı tramvay hizmeti ile yakaladığı öncülüğü, elektrikli tramvay da Şam' a kaptıracaktır.

 
Elektrikli Tramvay Tarihçesi