İstanbul' da atlı tramvayların işletilmeye başlandığı ilk yıllarda her ne kadar halk tarafından benimsenmiş ve kabul görmüşse de ücretlerin o günün yaşam şartlarına göre yüksek olduğu bir gerçekti. Bugünkü teknolojik imkanların hayal bile edilemediği bir dönem olan 1872 - 1881 döneminde tramvay ücret tarifelerinda Kıta ve Mevkii sistemi uygulanmaktaydı. Buna göre göre tramvaylarda 1. ve 2. mevkii bölümleri ya da vagonları bulunmakta ve yolcular bindikleri mevkiiye göre mesafe ücreti (kıta) ödemekteydiler.
Genel olarak bakarsak 1. Mevkii en kısa mesafe 20 para en uzun mesafe 60 para, 2. mevkii için ise en kısa mesafe 10 para, en uzun mesafe 40 paraydı. Bu uygulama tramvaylarda uzun dönem devam etmiştir, nitekim elektrikli tramvayında ilk ücretleri yine mesafe bazında mevkiiye göre ayarlanmıştı ve aynı ücret sistemi geçerliydi.
Tramvayın kuruluşunu takip eden yıllara ait olduğunu düşündüğümüz bir biletin bir yüzünde tüm kıtalar, mevkiileri ve ücretleri tablo halinde gösterilmekte arka yüzünde ise bugünkü sistem haritalarına benzer bir çizgi - daire şeması ile hatlar gösterilmektedir, bu şemalardaki her bir daire arası çizgi bir kıtayı temsil eder, biletin üzerinde bir diğer dikkat çekici husus ise yazıların tamamının Fransızca ve Osmanlıca olmasıdır, o dönemde İstanbul' da yoğun bir nüfus oluşturan azınlıkların, yabancıların ve Levantenlerin ağırlığı ve şirketin hisselerininde ticaret ile uğraşan bu kişilerin elinde olması sebebi ile olsa gerek hat isimleri Türkçe - Fransızca arası garip bir dille ifade edilmiştir. Yedi Coule - Emin Eunu ya da Karakeuy - Bechiktache gibi ifadeler araçların üzerindeki hat tabelalarında da görülmüştür.
1930 larda tramvay hatlarının artması ve mesafelerin uzaması ile birlikte kıta sisteminde değişikliğe gidilmiş mevkii uygulaması aynı şekilde devam etmiştir, en büyük değişiklik ise Sivil, Öğrenci, Asker ayrımının yapılması olmuştur. Bu yıllarda tramvay ücretlerinin de atlı tramvaya göre oldukça pahalılaşmış olduğu görülmektedir. 1 kuruşun 40 paraya karşılık geldiği ekonomik ortamda en 1924- 1934 aralığındaki 10 yıl baz alındığında ucuz bilet 2.75 kuruş karşılığı 110 para, en pahalı bilet ise 11 kuruş yani 440 paradır.

Dönemin tramvay zamlarını hicveden bir Ramiz karikatürü - Çelik Gülersoy - "Tramvay İstanbulda"
Yine bu aralıkta en ucuz tarife 1. Mevkii bileti 1 ve 2. kıtalarda 5.25 kuruş ile 1924 - 1926 arasında, en ucuz 2. Mevkii bileti 1 ve 2. kıtalarda 2.75 kuruş ile aynı yıllarda uygulanmıştır. En pahalı biletler ise 1928 - 1930 yılları arasında 1. Mevkii 5 ila 7. kıtalarda 11 kuruş, 2. Mevkii 5 ve 7. kıtalarda 8 kuruştur ve Unkapanı köprüsünün yapımı için biletlere ilave edilen farklar hariç tutardır. 1933 - 1934 arasında ise önce 0.25 kuruşluk bir indirim ertesi yıl ise 1 kuruşluk bir zam görülmektedir.
1944 e ait bir ücret tarifesinde ise aktarma ücretinden bahsedilir, mevkii bilgilerinin yanında aktarma ücretlerine ve aylık abonman fiyatlarına da yer verilmiştir. Bu tarifeye göre her bilete çeşitli adlar altında 5 kuruşluk bir vergi yükü binmekte, aylık abonmanlarda günde iki kez tramvay kullananların işine yaramayacak tam 1498 kuruşluk bir abonman bedeli görülmektedir.

1944 Ücret Tarifesi - Çelik Gülersoy "Tramvay İstanbul' da" kitabından
1950 lerin istimlak hareketleri ve yeni bir şehir imarı yönünde atılan adımların arasında tramvay biletlerinin de 20 yıl öncesine nazaran 2 katı yükseldiği görülmektedir. 1955 tarifelerinde mevkii uygulamasının devam ettiği görülmekle birlikte kıta uygulamasından vazgeçildiği göze çarpan bir diğer husustur. 1955 yılında mevkiilere göre siviller 20 ve 15 kuruş, öğrenciler 10 ve 3 kuruş, askerler ise 5 ve 3 kuruş ödemektedirler.
Ücret tarifelerine dair söylenecek son söz ise, kesin bir bilgi ya da belge bulamamakla birlikte bazı yerlerde ÜKHT (Üsküdar Kadıköy Havalisi Tramvayları) Şirketinin işletmesinde olan Anadolu yakası tramvay ücretlerinin İstanbul yakasına göre daha pahalı olduğudur.
|